|
|||||||
| Kendini Tanıt | Şifremi Unuttum | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Cezalı Üyeler | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() Üyelik tarihi: Sep 2008
Nerden: istanbul
Yaş: 20
Mesajlar: 238
Ettiği Teşekkür: 57 44 Mesajına 58 Kere Teşekkür Edlidi Konular: 23
Tecrübe Puanı: 1
![]() |
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.
Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... Senin için ölürüm? derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam Hayır, ben senin için ölürüm? diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten.... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde satılık levhası asılı olan. Ne dersin, bu evi alalım mı dedi adama. Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı... Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim diye yanıt verdi adam. Amerikadaki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı...Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık.... Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerikaya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu.Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut... Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat diye dil döktü boş yere...Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım diye sözünü kesti arkadaşı. O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya... Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın... Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, son bir kez kucaklamak isterim seni diyecek oldu ama kadın, defol dedi nefretle... İlk celsede boşandılar...Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerikaya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. Sen, buraya ne yüzle geliyorsun diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor dedi genç kadın kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerikar17;daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerikaya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi... Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem? diyordu...Sırayla okudu; Seni çok sevdim, Seni sevmekten hiç vazgeçmedim, Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim. Fakat benim için ölmeni istemedim. Şimdi bana söz vermeni istiyorum. Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı? Son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı: Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, Ben hep seni izliyor olacağım..... |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() Üyelik tarihi: Sep 2008
Nerden: istanbul
Yaş: 20
Mesajlar: 238
Ettiği Teşekkür: 57 44 Mesajına 58 Kere Teşekkür Edlidi Konular: 23
Tecrübe Puanı: 1
![]() |
cin ayşenin inanılması güç saflığı..
Ayşe'nin aklı başına gelmiş olmalı ki Açıköğretim okumak uğruna 33'ünde Üniversite sınavına girmişti..Ayşe çok zeki ve çalışkan bir öğrenci olmasına karşın, lakin daha ilk yılında çakmıştı..Çünkü bütün ilgisini ve zamanını çok sevdiği eşine ve biricik oğluna harcıyordu.Açıköğretim sınavlarının yapıldığı bir kaç gün önceydi..Sınav görevlisi herkesin sıra üzerlerine bıraktıkları gerekli evrakları kontrol ediyordu.Sıra Ayşe ye gelmişti.Bir gün önce girdiği sınavda ki görevli yalnız üniversite kimliğine bakmakla yetinmişti. Ayşe de gene öyle olacağını düşündüğünden Kimliğini çıkarmamıştı. Ama bu kez görevli kimliğini göstemesini istedi Ayşe den..Ayşe bir DJ arkadaşının ifadesiyle bit pazarına benzeyen çantasını açıp KİMLİK aramaya koyuldu hemen.Arıyor tarıyor, cüzdanına bakıyor yok. NAFİLE tüm aramalarına rağmen bulamamıştı kimliğini. Çanta savaş alanı gibi dağınıktı nerdeyse.Ne yapacağını şaşırmıştı adeta.Hatta bu dağınıklığı yüzünden eşi Ayşe yi sert bir şekilde uyarırdı her defasında.Tepesine dikilmiş görevli sıkıntıdan oraya buraya sallanır iken Ayşe de soğuk terler dökmeye başlamıştı.Sanki görevli gardiyan Ayşe suçlu idi.Görevli sanki suçunu çabuk kabul et der gibi döndü Ayşe ye dedi ki; -EE ama ben görüyorum işte orda.Cüzdanınızın içinde.. -Ayşe saflaşmıştı bir kere gözünün önünde de olsa göremezdi artık kimliği -Ayşe; görevliye döüp; üzgün ve şapşal bir şekilde "ama bulamıyorum" diye ısrar etmeye devam etti.. Görevli tekrar ehliyetinizi çıkartırmısnız dedi Bir iki ısrardan sonra Ayşe görevlinin Görevlinin ehliyetten bahsettiğini anladı. -Bu seferde Ayşe ama onda kızlık soyadım yazıyo demesin mi. -Görevli dönüp "ne fark eder o sizsiniz tanıdım ben" diye cevap verdi. - Oysa görevlinin amacı sadece kimlik deki fotoğrafla Ayşe'yi eşleştirmekti. Bizim Ayşe kız ehliyetin kimlik yerine geçtiğini düşünemiyecek kadar saflaşıvermişti bir an için.Ama onu bu denli dağınık yapan hayat şartlarından başka bir şey değildi aslında. Ayşe saflığına mı? yansın.. Yoksa dağınıklığına mı ? yansın. Ama bu durumdan da kendine bir pay çıkarmalıydı. Sınavdan çıktığında nasıl geçti diyenlere; -"Sormayın! Görevli vaktimi çalmasaydı sınav süper geçecekti" diyecekti.. Eee asla saflığını ve dağınıklığını tüm Türkiye ile paylaşamazdı çünkü ser de Cin Ayşe lakabı vardı. Ayşenin tek tesellisi bu olayı eşinin bilmemesi ve kimliğini daha sonradan bulması oldu.Yoksa kurtulamazdı ŞABAN'ının dilinden. |
|
|
|
| Hasan_37 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler: |
Mehmet37 (11-13-2008)
|
![]() |
| Etiket : hikaye |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| HİÇ Bu Kadar AŞŞalanmamiŞtim | Recep | Karikatür Resimleri | 3 | 3 Gün önce 03:30 PM |
| bu kadar mı ?? | Hasan_37 | Aşk Ve Sevgi Salonu | 0 | 11-09-2008 06:24 PM |
| Kar ne kadar sürecek? | Recep | Son dakika Ve güncel haberler | 2 | 01-03-2008 06:25 PM |
| Sonuna kadar | Gürenli | Flaşlı Animasyonlu Şiirli Resimler | 1 | 11-19-2007 05:42 PM |
| Bu kadar olur | Ercan | Motorlu araçlar Dünyası | 6 | 07-18-2007 02:03 PM |
|